Üçlübirlik (Teslis) ne demek?

 

 (Pr. Carlos Madrigal'ın APOLOGIA adlı kitabının 229 ile 230. sayfalrından alıntıdır)

---- Üçlübirlik'in keltik sembolü ----

 

İncil’de tek olan Allah, [1] kendini üç hususiyet (خُصوصِيَّة) olarak açıklamaktadır.

Tanrı’nın bu üç özelliği (hususiyet): Özü, Sözü ve Gücü’dür. [2] Tanrı’nın kendisi bu üç özelliğe ‘Baba’, ‘Oğul’ ve ‘Kutsal Ruh’ isimlerini verir. Bu isimler fiziksel veya bedensel bir anlam ifade etmemektedir. “Fikir babası” denilince olduğu gibi, Tanrı’nın Özü, kendi Sözü’nün manevi babasıdır.

 

1 Başlangıçta Allah [özü] gökleri ve yeri yarattı.

2 Yer ıssız ve boştu; enginin yüzü üzerinde karanlık vardı;

 ve Allahın Ruhu [gücü] suların yüzü üzerinde hareket ediyordu.

3 Allah "Işık olsun" kelâmını [sözü] söyledi ve ışık oldu.

 (Tevrat, Tekvin 1:1-3)

 

Allah'ın kendisi vahiy olarak gönderdiği Kitabi Mukaddes’te birer mecaz anlamında Özü için 'Baba' (her şeyin kaynağı ve yaratıcısı), Sözü için ‘Oğul’ (Allah'ın özünden gelen kelâm) ve Gücü için ‘Kutsal Ruh’ (her yerde hazır ve nazır kudreti) isimlerini kullanmaktadır.

Diğer taraftan, Tanrı nasıl ki kelâmını eskiden peygamberler aracılığıyla birer ‘beden’ olan kitaplar şeklinde gönderdiyse, 2000 yıl önce Kelâmı’nı yeni bir ‘beden’de, insan bedeninde göndermeye karar verdi. Kitaplar aracılığıyla gelen kelâm nasıl ‘beden’ almadan önce ezelden beri Tanrı’nın özünde var idiyse, insan bedeninde gelen Kelâm da ‘bedenini’ almadan önce ezelden beri Tanrı’nın özüdür.

‘Oğul’ sıfatı hiçbir fiziksel veya bedensel anlam arz etmemektedir! “Yol evladı” [3] deyiminde bir fiziksel doğum değil, oluşan bir arkadaşlık dile getirildiği gibi “Tanrı’nın Oğlu” sıfatıyla Kelâm’ın Allah’ın cevherinden geldiği anlatılmaktadır. Hepsi bu! Hz. İsa için “Allah’tan gelen bir kelâm’dır” denildiğinde nasıl ki bu kelâm ezelden beri zaten var idiyse, İncil’de “Allah’ın Oğlu’dur” denildiğinde Hz. İsa’nın bedeninden değil, ezelden beri Kelâm olarak var olan ruhundan söz edilmektedir.

Daha kiliseler, Hıristiyan din adamları veya konseyler oluşmadan çok önce, “Baba-Oğul-Kutsal Ruh” (veya Öz-Söz-Güç) sıfatları Tevrat veya Mesih İsa tarafından kullanılıyordu. Hıristiyan kiliselerin tek yaptıkları şey, gelen vahye ve tebliğe inanıp bu gerçekleri sonradan bir itikat şeklinde betimlemek oldu.


[1]       "Allah" ismi, İslamiyetten önce Arap Hristiyanlar tarafından hep kullanılmıştır. Ayrıca Süryanice'de (Mesih İsa'nın konuştuğu Aramca diline en yakın dil) Tanrı'nın ismi "Alaha" şeklindedir. O da İbranice "Elohim"den gelmektedir.

[2]     Üçlübirlik (Teslis) inancına göre: Allah bir ve tek varlıktır; üç değildir. Hıristiyanlar "Allah bir olup üç özellik (hypostasis) ile var olmaktadır" dediklerinde, kastettikleri kesinlikle üç ayrı varlık değildir! Varlık ile özellik birbirinden çok farklı iki olgudur. Hıristiyanların anladıkları şudur: "Allah bir olmakla beraber ezelden ebede üç temel 'zati' sıfatla vardır": Öz (cevher - جَوْهَر), Söz (kelâm - كَلَام) ve Güç (kudret - قُدْرَة). 'Zati sıfat', ezelî olup yalnız Allah'ın Kendisine özgün olan sıfattır. Batıda Hıristiyanların hypostasis dedikleri bu ‘zati sıfatlar’ için Arap Hıristiyanlar Süryanice'den türetilen uknum (qnômâ - ܩܢܘܡܐ) sözcüğünü hâlâ kullanmaktadır.

[3]       Yol evladı: Yolculuk sırasında arkadaşlık eden kimse (TDK). Kuran’da Bakara suresinde bu manada geçen, mecazi bir ifadedir: “...Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir...” (Arapçası: yol evlatları içindir ابْنِ السَّبِيلِ; “vebnis sebıl”, KURAN-I KERİM, ARAPÇA - LATİN HARFLİ )