"Allah'ın Oğlu" ne demek?

 

 

 (Aşağıdaki paragraflar, Pr. Carlos Madrigal'ın "Üç Tanrı mı, Tek Tanrı mı?" adlı kitabının 41 ile 42. sayfalarından alıntıdır)

 

________________________________________

 

1 Başlangıçta Kelâm vardı.

 Kelâm Allahîn nezdindeydi ve Kelâm Allah idi.

14 Kelâm beden alıp... aramızda sakin oldu. Biz de onun izzetini;

 Baba'nın biricik Oğlu'nun izzeti olarak gördük.

 (İncil, Yuhanna 1:1, 14)

________________________________________

 İncil'in bu bölümünde ilk ayete göre Allah'ın özünden olan “Kelâm” için 14. ayette “Oğul” sıfatı kullanılmaktadır. Allah'ın Oğlu, “Allah'ın özünden gelen Kelâm” demektir. Kelâm bedensel olmadığı gibi, İncil'de manevi bir anlam taşıyan “Oğul” sıfatı da bedensel bir hal ifade etmemektedir. Yani...

 

 

“Oğul”u (Tanrısal Söz’ü), insan olarak gelen İsa Mesih’le karıştırmamamız gerek. İsanın içindeki Tanrısal Söz ile bedenini bir tutamayız. Işık ile ampulü bir tutmadığımız gibi. Yani “Oğul” (Kelâm) ezeli-ebedidir. “Doğumu” bedensel değil, Tanrı’nın özünde manevi bir doğumdur. İsa Mesih ise, belli bir tarihte bedensel olarak doğdu. Yoktu, meydana geldi. İsa’nın doğumu fizikseldir. Öyleyse Oğul ile İsa arasındaki bağlantı nedir?

Babam beni telefonla arıyorsa, duyduğum ses babam değil midir? Bu ses telefon aracılığıyla geliyor. Ama ben telefonu babamla karıştırmam. Mesih İsa’da bize gelen Söz Tanrı’dır, ama Mesih’in bedenini aşkın Tanrı’yla karıştırmayız.

Tanrı kendini tanıtmak istedi. Bunu, kolay anlaşılır, gözle görülür ve de elle tutulur bir şekilde yapmak istedi. Bu amaçla Tanrısal Söz’ü fiziksel, fakat günahsız bir kılıfa yükledi (ampulde telin yanmadan parlaması için, hava boşluğu yaratıldığı gibi). Tanrı Mesih’te insana büründü; ama kutsal bir insana. Aşkın Tanrı dünyayla direkt temas kurarak “kirlenmedi”. Kili yoğururken eldiven giyer gibi, Tanrı dünya çamurundayken temiz bir beden giydi.

Şimdi, İncil, yani gökten indirilen İncil, bir kitap değil İsa’nın içindeki “Oğul”un (Tanrısal Söz’ün) ta kendisidir (bkz. Yuhanna 1:1,14;  3:31...). En büyük vahiy, kitaba yazılan değil, bir insan olarak gelen, yani İsa’nın içinde yaşayan Vahiy’dir: 

a)    Tanrı nasıl ki konuştuğu sözü (“lafzi kelâm”ı, كلام لَفْظِي), ses ve harfler biçimini vererek bir kitaba (Kutsal Kitap’a, ألْكِتَبُ ألْمُقَّدِس) yüklediyse,

b)       Aynı şekilde yaşayan Sözü’nü de (“nefsi kelâm”ı, كلام النفسي) kişilik ve beden biçimini vererek bir insana (Hz. İsa’ya, عيسى المسيح) yükledi.

Kutsal Kitap, Tanrısal bir niteliğe sahip olduğu gibi, Yaşayan Kitap da (Mesih İsa), Tanrısal niteliğe sahiptir. Bu Tanrı’ya eş koşmak değildir!

İsa Mesih, alıştığımız tabirle, Ruhulkudüs sayesinde Meryem’in rahminde, bir bedene bürünen “O’ndan bir kelâmdır” (Bkz. Âl-i İmrân 3/39,45; Nisâ 4/171). İsa’nın bedenine Kelâm-u’llah yüklendi, aşılandı. Tanrı’dan gelen canlı bir kelime, Kendisinden başka kim olabilir? Telefonda duyduğum babamın sesi, babamdan başka kim olabilir? Artık biliyoruz: bu Söz’e “Oğul” denmesi, bedensel bir anlam taşımıyor, Söz’ün Tanrı’dan cereyan ettiğini gösteriyor.

Özetleyecek olursak: İsa’nın Tanrı Oğlu olmasının, dünyasal doğumu ile hiç bir ilgisi yoktur. İnsan olarak doğmadan, İsa’da yerleşen ruhsal şahsiyet (Tanrısal Söz) zaten Tanrı Oğlu’ydu, Tanrı’nın yaşayan Vahyi’ydi, Kelâm-u’llah’tı. Dünyada bir insan olarak doğması şart değildi. Doğmamış olsaydı yine Oğul olacaktı (yani Söz), çünkü yine Tanrı’nın bağrında vardı. İnsan tabiatına büründükten sonra, ayrıca İnsanoğlu, Mesih ve Kurtarıcı olabildi. İsa Mesih doğum itibarıyla bir insandır, fakat ezelden beri yaşayan Söz olması nedeniyle Tanrı’dır. Bedeni insan bedenidir, ama ruhu Tanrı’nın Ruhu ve Sözü’dür (Ruhu’llah ve Kelâm-u’llah).

Televizyonda başbakanı seyrettiğim zaman, ekranda başbakanın görüntüsü var. Ekran başbakan değildir, ama görüntüye işaret edip “başbakana bak” diyebilirim. İsa’nın bedeni televizyon ekranı gibidir. İçindeki Tanrısal Söz, başbakanın görüntüsü gibidir. İsa’nın bedenine Tanrı demiyoruz. Ama içindeki Tanrısal Söz’e Rab diyebiliyoruz.